Son Haberler
Ülkemizden Yerel Sucul Haberler
Çanakkale’de zehirli denizanası alarmı
 

Çanakkale’de zehirli denizanası alarmı

İzmit Körfezi'nde ve Çanakkale'de görülen zehirli denizanaları herkesi endişelendirdi. "İstanbul'a da ulaşır mı" sorusu ilerleyen günlerde cevabını bulacak.

Renkleri kırmızı ve mor olan denizanları bilindikten çok farklı ve çok büyük. Uzmanlar en ufak bir temas halinde hekime başvurulmasını öneriyor.

Çanakkale sahillerini zehirli bir tür olan ‘chrysaora mediterranea’ cinsi denizanaları bastı. Balıkçılar, Çanakkale kıyılarında bu tür denizanalarından yüzlerce tespit ettiklerini söyledi. Bir denizanası da incelenmek üzere Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Su Ürünleri Fakültesi’ne teslim edildi.

ÇOMÜ Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Alpaslan, kahverengi renkli ve uzunluğu 2.5 metreyi bulan şirin görünümlü ‘chrysaora mediterranea’ türü zehirli denizanalarının özelikle hipertansiyon hastalarını tehdit ettiğini söyledi. Chrysaora mediterranea’nın uzun tenteküllere sahip olduğunu aktaran Prof. Dr. Alpaslan, “Bu tür oldukça zehirlidir. Özellikle bahar aylarında başlayıp, yaz periyodunu izleyerek, eylül ayına kadar bu türün geçişi devam ediyor. Bu türe karşı dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, vücudumuzu, hiç bir tenteküllerine ve başka bir tarafına değdirmemek. Bu denizanasının hangi bir şekilde ölüsü ile dahi temas edildiğinde, bölgenin sirke ya da amonyak ile temizlenmesi gerekir. Bu tür denizanası ile temas durumunda, kesinlikle tatlı su ile vücudun temas edilen bölgesi yıkanmamalı. Eğer tatlı su ile yıkarsak, knidoblast dediğimiz zehirli hücrelerin kapsüllerini patlatırız. Daha fazla zehrin vücuda yayılmasına sebep oluruz. Her durumda, kişi gerekli müdahale için en yakın sağlık merkezine gitmeli. Kendi yaptığı tedaviye güvenmemeli” diye konuştu.

Prof. Dr. Alpaslan, ‘chrysaora mediterranea’nın yanı sıra ‘maviş’ diye adlandırılan şirin görünümlü ‘rhizostoma pulma’nın da oldukça tehlikeli bir denizanası türü olduğunu vurgularken, “Vatandaşlar, Çanakkale plajlarında denize girerken, kahverengi ve mavi renkli bu şirin denizanalarından uzak durmalı, kesinlikle dokunmamalı. Ölü denizanalarının organizmasında dahi zehirin etkisi sürmektedir” dedi.







KAYNAK: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/11533111.asp?gid=229

Gönderen Onur G. HİTİT, Salı, 28 Nisan 2009 18:24 Yorumlar(0), Hepsini Oku
Ülkemizden Yerel Sucul Haberler
Nasıl oldu da unuttuk? (Dünya Sulak Alanlar Günü)
 

Alıntı:
BAKAN EROĞLU’DAN 2 ŞUBAT DÜNYA SULAK ALANLAR GÜNÜ MESAJI…


Çevre ve Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel EROĞLU, 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü dolayısıyla bir mesaj yayınlayarak, “Suyumuzun korunması ve gelecek nesillere aktarılması için her kesimden sulak alanların korunması konusunda en yüksek hassasiyeti göstermelerini bekliyoruz” dedi.

Bakan Eroğlu’nun mesajı şöyle;

“2 Şubat 1971 yılında imzaya açılan Sulak Alanların Korunması Sözleşmesi’nin (Ramsar Sözleşmesi) imzaya açıldığı gün tüm dünyada “Dünya Sulak Alanlar Günü” olarak kutlanmaktadır.
Sulak alanlar, yüzbinlerce yıllık doğal süreçler sonucu meydana gelmiş ve ortama karakterize olmuş zengin bitki ve hayvan türleri ile yoğun organizma koleksiyonuna sahip yeryüzünün en önemli genetik rezervuarlarıdır. Bulundukları bölgenin su rejimini düzenlemesi ve iklimini stabilize etmesinin yanısıra, başta balıkçılık olmak üzere, tarım, hayvancılık, saz kesimi, turba çıkarılması ve rekreasyonel faaliyetlere sağladığı imkanlar sebebiyle yüksek bir ekonomik değere sahiptir.
Ülkemizde toplam alanı 1 milyon hektarı aşan 500’den fazla sulak alan bulunmaktadır.Uluslararası kriterler dikkate alınarak Bakanlığımızca şu ana kadar yapılan değerlendirmeler neticesinde, bu alanların 135’inin uluslararası önemde sulak alan olduğu tespit edilmiştir.
Sulak alanların korunması ve akılcı kullanımını sağlamak üzere geliştirilen ve 1971 yılında İran’ın Ramsar kentinde imzaya açılan Ramsar Sözleşmesine ülkemiz 1994 yılında taraf olmuş ve bu güne kadar 12 sulak alanını (Sultan Sazlığı, Seyfe Gölü, Burdur Gölü, Manyas (Kuş) Gölü ve Göksu Deltası, Akyatan Lagünü, Kızılırmak Deltası, Uluabat Gölü ve Gediz Deltası, Yumurtalık Lagünü, Meke Gölü ve Kızören Obruğu) Sözleşme Listesine dahil ettirmiştir.
Ramsar Sözleşmesi ile Türkiye, başta Sözleşme Listesine dahil ettirdiği bu 12 alan olmak üzere, sınırları içerisindeki tüm sulak alanları korumayı, geliştirmeyi ve akılcı kullanmayı uluslararası düzeyde taahhüt etmiştir.
Sulak alanların korunması, Bakanlığımızın kuruluşundan bu yana öncelikli konularından biri olmuş, teknik, idari ve yasal anlamda önemli çalışmalar yapılmıştır.
Ramsar Sözleşmesinin uygulanması amacıyla çıkarılan Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği yanında Çevre Kanunu ile sulak alanların korunmasına yönelik çok önemli hükümler getirilmiştir.
Bir başka çalışma ise, ülkemizdeki sulak alanların uygun bir şekilde yönetilmelerini sağlamak için Bakanlığımız koordinasyonunda başlatılan sulak alan yönetim planları çalışmalarıdır.
Bu çalışmalar çerçevesinde hazırlanan Kuş (Manyas) ve Uluabat Gölleri, Göksu Deltası, Gediz ve Kızılırmak Deltaları, Yumurtalık Lagünü, Akşehir-Eber Gölleri, Burdur Gölü, Sultan Sazlığı, İğneada Longozu, Gölbaşı (Adıyaman) Gölleri, Eğirdir Gölü, Ereğli Sazlıkları, Bafa Gölü, Beyşehir Gölü, yönetim planlarının uygulamaları devam etmektedir. 2008 yılı sonu itibarı ile Seyfe Gölü, Karakuyu Sazlıkları, Akyatan ve Tuzla Lagünleri, Gökgöl ve Işıklı Gölü olmak üzere 4 alanımızda yatırım bütçesinden ihaleleri sonuçlandırılmış olup çalışmalar başlatılmıştır. Bunların dışında 3 alanımızda ise planlama çalışmaları 2009 yılında başlatılacaktır.
Sulak alanların korunması ve akılcı kullanımının sağlanması Ramsar Sözleşmesinin ve buna bağlı olarak çıkarılan Sulak Alanların Korunması Yönetmeliğinin uygulanmasından sorumlu olan Bakanlığımız, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü sorumluluğundadır.
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, sulak alanların önemi konusunda bir takım bilinçlendirme çalışmaları da yürütmektedir. Her yıl Ramsar Büro tarafından hazırlanan ve bu konuya yönelik materyaller ülkemize uygun hale getirilerek dağıtılmaları sağlanmaktadır. Ayrıca 2008 yılında başlatılan “Sulak Alanların İzlenmesi ve Bilinçlendirme Projesi” kapsamında 8 merkezde 40 ilden yaklaşık 300 kişiye eğitim verilmektedir. Proje 2009 yılında sonuçlanacaktır.
Sulak alanlarımızda koruma bölgesi belirleme çalışmaları, Sulak Alanların Korunması yönetmeliği çerçevesinde 25 sulak alanın “Sulak Alan Koruma Bölgeleri” belirlenmiştir.
1. Ulusal Sulak Alan Stratejisi 2003–2008 yılları arasında uygulanmış olup, 2009–2014 stratejisi hazırlanma aşamasındadır.
Bilindiği üzere sulak alan ekosistemleri yağmur ormanlarından sonra yeryüzünün en üretken ekosistemlerindendir. İnsanoğlunun yararına birçok işlevi bulunan sulak alanlar tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de özellikle kuraklık ve küresel ısınma tehdidi altındadır. Bunun yanı sıra bilinçsiz insan müdahaleleri ile bu alanlardaki bozulma süreci hız kazanmaktadır.
Bu çerçevede, suyumuzun korunması ve gelecek nesillere aktarılması için 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü vesilesiyle bir kez daha her kesimden sulak alanların korunması konusunda en yüksek hassasiyeti göstermelerini bekliyoruz.



KAYNAK: http://www.cevreorman.gov.tr

Tüm sucul hayat severlerin bu önemli gününü -geç de olsa- kutluyorum.

Gönderen Onur G. HİTİT, Salı, 10 Şubat 2009 12:16 Yorumlar(0), Hepsini Oku
Forum Haberleri
YSH (Yerel Sucul Hayat) Forumları 18.12.2008 tarihinde açılmıştır.
 

YSH (Yerel Sucul Hayat) Forumları 18.12.2008 tarihinde açılmıştır.

YSH nedir?

YHS'nin açılımı, "Yerel Sucul Hayat" şeklindedir.

Kendimi bildim bileli akvaryum hobisi ile ilgilenmekteyim. Ve akvaryum hobisiyle ilgilendim ilgileneli, akvaryumlarda sıklıkla bakılan tropikal canlılar kadar ülkemiz sulak alanlarında yaşayan canlılar da ilgimi çekmiştir. Ülkemiz sularına ait çeşitli canlı türlerini zaman zaman akvaryumlarımda bulundurdum. Ülkemize ait ilk yerel sucul biyotop akvaryumunu (Kızılırmak Biyotop Paludaryumu) 2006 yılının başında kurdum, ama aslında bu düşünsel anlamda daha önceki yıllara dayanan bir projemdi.

"Yerel Sucul Hayat" adlı bu projemi ilk olarak 2006 yılının ortalarında site olarak başlatmıştım. Bu tarihte başladığım site çalışmam, profesyonel bir host olmaması nedeniyle çok uzun sürmemişti. Daha sonra, bazı dostlarımın da teknik bilgi destekleri ile 2007 yılının ortasında profesyonel bir host ile yeniden ve sıfırdan bir "Yerel Sucul Hayat" sitesi kurdum. Çeşitli nedenlerden dolayı bu çalışmamın devamını çeşitli nedenlerden dolayı getiremedim.

Son olarak ve kesin olarak şu anda "Yerel Sucul Hayat" projemi hayata geçiriyorum. Umarım bunun ömrü uzun olur.

Bu çalışmayı yapmamdaki amaçlarım şunlardı:

1. Ülkemizin sucul canlılarına dikkat çekmek.
2. Ülkemizin sucul canlılarını akvaryumlarda görebilmek.
3. Ülkemizin sulak alanlarının korunması konusunda insanları bilinçlendirmek.

Bu üç amacımdan ilk ikisini "ne yazık ki" gerçekleştirebildim. Buna "ne yazık ki" diyorum, çünkü özellikle son 2 yıldır çeşitli akvaryum forumlarında çeşitli kişiler rastgele "sucul geziler" düzenliyorlar ve sulak alanlardan akvaryumlarda beslemek amacıyla çeşitli canlı türleri topluyorlar. Bunda elbette ki kötü bir taraf görülmeyebilir ilk bakışta. Ama sulak alanlarımızda yaşayan nadide canlılar ve endemik türlerin varlıkları, bu sulak alanların açık adreslerinin akvaryumlarla ilgili forumlarda alenen veya çeşitli gruplarca özel şekilde paylaşılması sonucunda tehlikeye girmiştir.

Üçüncü amacımda güzel sonuçlar aldım diyebilirim. Daha doğrusu, çeşitli forum ortamlarından tanıdığım bilinçli doğasever dostlarımın da konuya olan kişisel merakları ile epey yol alındı. Akvaryum hobisi ile ilgili forumlarda bundan 3-5 sene öncesine kadar Aphanius mento, Aphanius villwocki, Aphanius burduricus, acı balık, barbatula gibi balıkları bilenler ve görenler sayıca çok az idi. Yerel sucul hayata, sulak alanların fotoğraflanmasına ve bunun çeşitli akvaryum hobisi gruplarına yayılmasından sonra ülkemizin sulak alanlarına duyulan merak arttı. Bununla ilgili olarak ticaret düşünenler çıktı, kavgalar oldu, bu değerlerimizin ticaretine kesin olarak karşı çıkıp bunları korumamız gerektiğini düşünen bilinçli insanlar da oldu.

Umarım doğamıza sahip çıkarız.

Ve umarım YSH projem uzun ömürlü olur. Forumdan ziyade "kişisel sitem" mantığı ile yola çıktım. Ama konuya ilgi duyanlar da üye olarak kendi deneyim ve bilgilerini paylaşabilsinler diye forum sistemi şeklinde bir site hazırladım.


Gönderen Onur G. HİTİT, Cuma, 19 Aralık 2008 19:02 Yorumlar(0), Hepsini Oku
Ülkemizden Yerel Sucul Haberler
Van Gölü'ndeki Kirliliğe Dur Diyen Çevreci Gençlere Yurtdışından Destek Geldi

Van Gölü'ndeki Kirliliğe Dur Diyen Çevreci Gençlere Yurtdışından Destek Geldi

Sodalı Suyu ile 3 Bin 900 Hektarlık Alana Sahip Türkiye'nin En Büyü Gölü Konumundaki Van Gölü, Nüfusu 500 Bini Geçen Şehrin Merkezindeki Sanayi Kuruluşlarının, 2 İl, 6 İlçe ile 2 Belde ve 100'e Yakın Köyün Kanalizasyon Atıklarıyla Kirletiliyor.

Sodalı suyu ile 3 bin 900 hektarlık alana sahip Türkiye'nin en büyü gölü konumundaki Van Gölü, nüfusu 500 bini geçen şehrin merkezindeki sanayi kuruluşlarının, 2 il, 6 ilçe ile 2 belde ve 100'e yakın köyün kanalizasyon atıklarıyla kirletiliyor.

Günden güne kirlenen Van Gölü'nü kurtarmak için harekete geçen Tatvanlı gençler de, seslerini duyurabilmek için her yolu deniyor. Van Gölü sahilindeki bir iskelede cenaze namazı kılan gençler, yazılı ve görsel basına sürekli haber konusu oluyor.

Van Gölü'ndeki kirliliği incelemek ve gençlerin mücadelesine destek vermek amacıyla 3'ü Alman, 1'i Amerikalı 4 genç turist ,Bitlis'in Tatvan ilçesine geldi. 3'ü gazeteci 1'i ekoloji mühendisi olan gençler, Tatvanlı gençlerin Van Gölü'ndeki kirliliğin önlenmesi için yürüttükleri mücadeleye destek verdi.

Amerika'nın Yale Üniversitesi'nde çeşitli araştırmalar yapan Kirk M. Henderson adlı Amerikalı Ekoloji Mühendisi, Van Gölü'nün bir dünya değeri olduğunu söyledi.

İnci Kefali gibi endemik türleri içinde barındıran Van Gölü gibi bir gölün gelişmiş batı ülkelerinde yüksek bir ekonomik değeri olacağını belirten Henderson, gölde bugüne kadar detaylı bir çalışma yapılmadığını ve kirlilik oranı hakkında bir araştırma yapılmamasını ilgisizlik olarak değerlendirdi.

Göl kenarında tercüman aracılığı ile Tatvanlı gençlerden göldeki kirlilik hakkında bilgi alan 3 Alman gazeteci ise temsil ettikleri gazeteler için Tatvanlı gençlerle röportaj yaptı.

Jugendpresse adlı bir genç, gazetecilik organizasyonu için Tatvan'a gelen Gazeteci Jonas Fischer, gazeteci Oskar Piegsa ve Fotoğrafçı Cladius Schulze göle direkt olarak akıtılan evsel atıkların bulunduğu bir kanalizasyon şebekesinin yanında Tatvanlı gençlerle röportaj yaptı.

Tatvanlı gençlere soru yönelten Alman gazeteci Oskar Piegsa, gençlerin Van Gölü ile ilgili başlattıkları mücadeleyi ilgiyle izlediklerini söyledi.

Van Gölü'ne sahili olan kentlerde detaylı bir kampanya ve kurulacak arıtma tesisleri ile Van Gölü'nün bölgede büyük bir turistik potansiyele sahip olacağına inandıklarını belirten 3 Alman gazeteci ve Amerikalı Ekoloji Mühendisi, Tatvanlı gençlerin mücadelesine destek vermek amacıyla ülkelerinde Van Gölü'ndeki kirliliğe karşı duyarlı olunması için çalışmalar yapacaklarını söyledi. (CİHAN)



KAYNAK: http://sondakika.com/haber-van-golu-ndeki-kirlilige-dur-diyen-cevreci/

Gönderen Onur G. HİTİT, Perşembe, 26 Mart 2009 17:47 Yorumlar(0), Hepsini Oku
Ülkemizden Yerel Sucul Haberler
Bu balığı yemeyin!

Alıntı:
Dikkat! bu balığı yemeyin!

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Su Altı Enstitüsünden Doç. Dr. Ahsen Yüksel, ana vatanı Kızıldeniz olan ancak küresel ısınma nedeniyle son yıllarda Süveyş Kanalı'ndan geçerek Ege ve Akdeniz kıyılarında sıkça görülmeye başlanan balon balığına karşı tüketicileri uyardı.



Doç. Dr. Ahsen Yüksel, balon balığının tüketiminin yılın bu dönemlerinde bol ve fiyatının ucuz olması dolayısıyla arttığını söyledi.

Balıkların yaz aylarında üreme dönemine girdiği için yavrularını korumak amacıyla bir tür zehir olan tetrodoksin salgıladığına dikkati çeken Yüksel, bu dönemlerde

balıkçıların ve tüketicilerin dikkatli olmaları konusunda uyarıda bulundu.

Bu türün salgıladığı zehrin felce hatta ölüme neden olabildiğine işaret eden Yüksel, olası bir zehirlenmenin kusma, şok ve ani felç olarak kendini gösterdiğini belirtti.

Bu türün bahar ayları sonunda ve yaz döneminde kesinlikle yenilmemesi gerektiğini söyleyen Yüksel, ağustos ayından sonra tüketilebilecek bu balığın o zaman da derisi yüzülüp iç organları ayıklanarak yenilmesi gerektiğini bildirdi.

Kaş'ta yaşayan balıkçılar, Akdeniz kıyılarında yoğunlaşan balon balıklarından rahatsızlık duyduklarını belirtti.

Balon balıklarının ağlarına takılan diğer balıkları yemek için saldırdıklarını, bu sırada da keskin dişleriyle ağları parçaladıklarını söyleyen amatör balıkçı Ahmet İldem, balon balığının son 2-3 yıldır Kaş sahillerinde çok sık görüldüğünü, zehirli olduğunu bilenlerin yakaladıktan sonra imha ettiğini ancak balık hakkında bilgisi olmayanların büyük tehlike altında olduğunu söyledi.

İldem, balon balığının özellikle derisinin zehirli olduğuna dikkati çekerek, “Bu balığı kedilere vermiştim zehirlendiler, zor kurtardım. Vatandaşlar tehlikeye karşı uyarılmalı” dedi.


KAYNAK: http://turkhaberler.net/haber_2/27090.htm

Gönderen Onur G. HİTİT, Pazar, 15 Şubat 2009 23:42 Yorumlar(0), Hepsini Oku
Ülkemizden Yerel Sucul Haberler
MOGAN GÖLÜ'NDE YASA İHLALİ

MOGAN GÖLÜ'NDE YASA İHLALİ

Gölbaşı Mogan Gölü'ndeki sazlıklar Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından yasadışı olarak sökülüyor. Özel Çevre Koruma Kurumu'nun tüm girişimlerine ve Belediye'ye gönderdiği uyarı yazısına rağmen Belediye alandaki saz sökümü çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.


Doğa Derneği 6 Mayıs 2005 tarihinde alanda yaptığı incelemeler sırasında Mogan Gölü'nün kuzey ve batı kıyılarındaki sazlık alanlara yoğun bir müdahale olduğunu tespit etti. Yapılan müdahalelerin Özel Çevre Koruma Kurumu'nun 26 Nisan 2005 tarihinde Ankara Büyükşehir Belediyesi'ne gönderdiği resmi yazıda belirtilen hususların tümüne aykırı olduğu anlaşıldı. Belediye, gölün içinden geçen yürüyüş yolunu izin verilen mesafeden çok daha uzun bir güzergah üzerinde inşaata ve göl alanı içindeki sazlıkları sökmeye devam ediyor.

Kendi bölgesinde Özel Çevre Koruma Kurumu dikkate alınmıyor.

Kurumun, Mogan Gölü Özel Çevre Koruma Bölgesi'ndeki çalışmalarla ilgili çok açık yazılı ihtarları bulunmasına rağmen Belediye bu durum karşısında tepkisiz kalıyor. Mogan Gölü Parkı şantiyesindeki çalışmalar parkın en kısa sürede açılabilmesi için tüm hızıyla sürüyor. Bu süre zarfında sazlıklarda üreyen pek çok su kuşunun yuvası ve yumurtası telef oluyor.

Yasalara ve AB mevzuatına aykırı
Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği'nin 10. Maddesine göre saz kesimi çalışmaları yalnızca Ekim, Kasım ve Aralık ayları içerisinde yapılabiliyor. Bunun dışındaki zamanlarda ise kara tarafından su kesimine doğru saz alanının %30'unu geçmeyecek şekilde saz kesimi izne tabi olarak uygulanıyor. Mogan Gölü'nde yok edilmekte olan sazlık alanın içinde AB tarafından koruma altına alınmış nadir kuş türleri yuva kuruyor. Bu nedenle, Belediye'nin girişimleri Türkiye'nin taraf olduğu Bern Sözleşmesi'ne ve AB Kuşları Koruma Direktifi'ne de aykırı.

İşbirliği ortamı zedeleniyor
Mogan Gölü'ndeki son girişimler hakkında açıklama yapan Doğa Derneği Genel Müdürü Güven Eken: "Mogan Gölü'yle ilgili sorunlar geçen yılın yaz aylarında da gündeme gelmişti. Özel Çevre Koruma Kurumu ve Ankara Büyükşehir Belediyesi ile yaptığımız müzakereler sonucunda sazlıkların içinden geçen yürüyüş yolunun 30 metrede kesilmesi ve saz sökümünün en aza indirilmesi konusunda mutabakata varmıştık. Bu olumlu gelişmelerden sonra Özel Çevre Koruma Kurumu ile işbirliği içinde göl kıyısında bir kuş gözlem parkı oluşturma noktasına geldik. Bu projeyi Büyükşehir Belediyesi'nin de desteğiyle uygulamayı ve Ankaralıların kullanımına sunmayı planlıyorduk. Kuşların yaşamında en hassas süreç olan yavrulama döneminin tam ortasında olduğumuz da dikkate alındığında Belediye'nin son girişimleri içinde bulunduğumuz işbirliği ortamını zedeliyor" dedi.

Detaylı bilgi için:
Dicle Tuba Kılıç
Alan Envanter Sorumlusu
dicle.kilic@dogadernegi.org
(0537) 586 25 93
(0312) 448 05 37 - 448 09 56

KAYNAK: http://yesilatlas.kesfetmekicinbak.com/

Gönderen Onur G. HİTİT, Salı, 06 Ocak 2009 19:08 Yorumlar(0), Hepsini Oku
Ülkemizden Yerel Sucul Haberler
Çanakkale'de 10 metrelik köpekbalığı yakalandı

2 ton ağırlığında köpekbalığı yakalandı.

Çağla ERDİNÇ/AYVACIK (Çanakkale), (DHA)

ÇANAKKALE’nin Ayvacık İlçesi’ne bağlı Küçükkuyu Beldesi açıklarında 10 metre boyunda ve 2 ton ağırlığında köpekbalığı yakalandı. Sudan iş makinasıyla çıkarılan dev köpekbalığı görenleri hayrete düşürdü.

DEV KÖPEKBALIĞI GÖRENLERİ HAYRETE DÜŞÜRÜYOR - FOTO GALERİ

Küçükkuyulu balıkçılar 29 yaşındaki Turan Özen ve 25 yaşındaki Ethem Kuş’un bugün sabah saatlerinde, 4 saatlik çabanın ardından, Liman Taşı Mevkii’nde ağla yakalamayı başardığı dev köpekbalığı, ‘Sudem’ adlı 7 metrelik tekne ve ‘Hidayet Reis’ adlı 7.5 metrelik sandala bağlanıp kıyıya çekildi.

Limana getirilen köpekbalığı, Küçükkuyu Belediyesi’ne ait bir kepçeyle, vatandaşların şaşkın bakışları arasında sudan çıkarıldı. Küçükkuyulu balıkçılar, ürpertici bir görünüme sahip köpekbalığının zararsız bir tür olduğunu söyledi.

Köpekbalığını ilk gördüklerinde hayrete düştüklerini anlatan balıkçı Ethem Kuş, “Onu yakalamak için iki teknedeki tüm ağları kullandık. Tam 4 saat uğraştık. Kendimi bildim bileli balıkçılık yaparım ama hiç bu denli büyük köpekbalığı görmemiştim” dedi.

2 ton ağırlığında ve 10 metre boyundaki dev köpekbalığının, bir tüccar tarafından satın alındığı ve Rusya’ya ihraç edileceği öğrenildi.







Haber kaynağı için: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/10682798.asp?gid=229

Fotoğrafların devamı için: http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/GaleriDetay.aspx?cid=19063&p=1&rid=2

Gönderen Onur G. HİTİT, Perşembe, 01 Ocak 2009 21:08 Yorumlar(0), Hepsini Oku
Ülkemizden Yerel Sucul Haberler
Yeşil Atlas -

Yeşil Atlas dergisi yeni sayısında "Türkiye Sular Atlası" veriyor. Türkiye'nin nehirlerinin fotoğraflı olarak anlatıldığı bu atlası kaçırmamanızı öneririm.

Gazete ve dergi bayilerinde bulabilirsiniz. Fiyatı 7,75 YTL. Ben aldım, güzel bir sayı hazırlanmış.



Saygılar,

Gönderen Onur G. HİTİT, Perşembe, 25 Aralık 2008 20:08 Yorumlar(0), Hepsini Oku
 
Arama
Devin ölümü
Gönderen: Onur G. HİTİT
.: Perşembe, 11 Haziran 2009 18:16
Çanakkale...
Gönderen: Onur G. HİTİT
.: Salı, 28 Nisan 2009 18:23
100 yıldır kay...
Gönderen: Onur G. HİTİT
.: Cuma, 17 Nisan 2009 19:51
Ynt: 2007'nin ...
Gönderen: Onur G. HİTİT
.: Salı, 07 Nisan 2009 15:55
Ynt: 2007'nin ...
Gönderen: Servet
.: Pazartesi, 06 Nisan 2009 21:19
 
 


MKPortal C1.2 ©2003-2008 mkportal.it
Bu safya 0.09679 saniyede 28 sorguyla oluşturuldu